Published on:  /   Son güncellenme  /   Yorum yapılmamış

Tarih boyunca insanların yaşadığı dönemlerde çeşitli kuşaklar oluşmuştur. Bu kuşaklar yıllarına göre şöyledir:  1925 sonrası doğanlar sessiz kuşak, 1946 sonrası Baby Boomers, 1965 sonrası X kuşağı, 1980 sonrası Y, 2000 sonrası Z kuşağı ve son olarak 2020 sonrası doğacak olanlar ise Alfa kuşağıdır. Kuşaklar arası farklılıklar söz konusudur ve bu genelde çatışmayla anılır. Çünkü insan beyni belirli bir düzene, uyuma alışkındır. Farklılıklar,bilinmezlikler bilinçaltında tehdit unsuru oluşturur.

Bu zamandan 3000 yıl önce Hesiod kendinden bir sonraki kuşak için umursamaz, saygısız, kuralsız, aceleci, bizlerden sonra ülkeyi nasıl emanet ederiz diye kendine dert edinmiş bir filozoftu. Sizce haklı mıydı? Benim fikrim bu bilgiyi öğrendikten sonra değişti ve diğer kuşakları eleştirmemeye karar verdim. Zaman ilerledikçe; ekonomi, medya, tüketici, eğitim, dünya değişiyor. Bizden sonra gelen nesilleri eleştirmeye çalışmak yerine onları anlamaya ve uyum sağlamaya çalışmanın çok daha faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Türkiye tarihi, sessiz kuşakla başladı. Ekonomik buhrana denk gelen bu kuşak ambarlara çuval çuval yiyecekler koyardı. 2.Dünya savaşı sonrası ile doğum patlaması yaşandı. 1965 sonrası, bolluğun olduğu dönemde, gıdalar çuvallardan poşetlere dönüştü. 1980 sonrası Y kuşakta hazır, pratik yiyeceklere, yani buzdolabına sığacak kadar gıda almaya başladı. 2000 sonrası Z kuşağında ise buzdolabı boş, kapağında sipariş verilebilecek telefon numaralarıyla dolmaya başladı. Tüketim tarzımız değiştiğine göre eğitim-öğretim yöntem ve tekniklerimizde değişmiştir. Bu sebeple farklı kuşakları buluşturacak köprüleri inşa etmemiz gerekecek.

Eğitimde 1945-1964 BB kuşağında öğretmende otorite figürüne ihtiyaç duyulurdu. Sunuş yoluyla öğretmeyi tercih eden, davranışçı yaklaşımın hakim olduğu, öğrenciyi pasif sayan bir eğitim sistemi vardı. O zaman için bu yaklaşımı doğru bulunuyordu. Çünkü bu eğitim sistemi o zamanın kültürüne uyumluydu. Veli zihniyeti: ” Eti senin kemiği benim hocam.” şeklindeydi.

1965-1980 X kuşağı anlayışlı, farklılıklara saygı duyan, problem çözümlerine farklı çözümler bulmaya çalışan, eğitimde öğrenciyi de sürece dahil etmek isteyen, diğer jenerasyonlarla en uyumlu olan kuşaktır. X öğretmen  kurallara uyan, otoriteye saygılı, çalışma saatlerine uyumlu, yüksek motivasyona sahip bireylerdi. Z kuşağı öğrencilerinden de bu davranışı beklemekteydi. Z öğrencileri X öğretmenlerden beklediği, teknolojinin yoğun olduğu ve öğrencinin ilgi duyduğu proje konularına önem veren ayrıca bir konuya tek düze yoğunlaşmaktan çok, disiplinler arası yaklaşımları beklemekte. Neyse ki uyumlu bir nesil olduğundan bir nebze de olsa bu sorun aşılabiliyor.

1981-2000 Y kuşağı aşırı bireyci, grup çalışmalarına yatkın, ekip çalışmalarında etkili, tatminsiz, neyin mutlu edeceğini tam olarak bilmeyen bir jenerasyon. Dikkat süreleri kısa ve çok iş değiştirirler. Bu konuda Y kuşağına, geçmişte mesleki yönlendirme yapmak çok önemliydi. Y nesli öğretmeni: Uyumsuz, otorite tanımayan özgürlükçü bir yapısı var. Z kuşağıyla uyuştuğu noktalar var. Adalet duygusu yüksek, bireyselleştirilmiş eğitime önem veren Y öğretmeninin teknolojiye yakın olması, araştırmacı, özgür ve birçok konuyla aynı anda ilgilenebilmesi Z kuşağını desteklemektedir.

2001-2014 Z kuşağı teknolojiyle sosyalleşen bir nesildir. Çokça uyaranla karşılaşan bu nesil aynı anda çok işle de uğraşabilirler. Eğitim perspektifinden baktığımızda teknolojiyle iç içe olan, istediği bilgiyi içselleştirerek alan, sevdikleri proje ödevlerinde aktif olan, öğrendiği bilgiyi sunmayı tercih eden bireylerden oluşmaktadır.

Sonuç olarak farklı jenerasyonlar birbirlerini eleştirmek yerine yapıcı bağlar kurarak, geleceği kucaklamalı. İşte gelecek sene karşımıza çıkacak olan tablet çağı çocuklarına şimdiden hazırlanılmalı.

Alfa kuşağı ise; 2020 sonrası doğan çocuklardır. Bu kuşak aynı anda çok fazla işle meşgul olur. Girişimci, rahatına düşkün, aceleci, hafıza ve dil becerilerinde sorumluluğu teknolojiye yükleyen, iletişimi makinelerle sağlayan, eleştiriye tahammülü olmayan, hatalarını bir tuşla düzelten, mekan algısı olmayan, duyguları değişken, şimdide yaşayan, aile bağları, duygusu zayıf bireyler gelmekte. Sanırım Ivan Illıch’ten okuduğum Okulsuz Toplum anlayışına doğru ilerliyoruz. Saygılarımla…

Alpi GÜN

                Psikolojik Danışman ve Sınıf Öğretmeni

Kategori:
Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>